Skip to content Skip to footer

Sürekli Kötü Bir Şey Olacakmış Gibi Hissetmek Neden Olur?

Sürekli Kötü Bir Şey Olacakmış Gibi Hissetmek Neden Olur?

Bazen ortada belirgin bir sorun yokken bile insanın içinde açıklaması zor bir huzursuzluk olabilir. Her şey normal görünür ama zihin sanki birazdan kötü bir haber gelecekmiş, bir şey ters gidecekmiş ya da kontrol edemeyeceğiniz bir durum yaşanacakmış gibi davranır.

Kötü bir şey olacakmış gibi hissetmek, tek başına belirli bir psikolojik sorunun göstergesi değildir. Yoğun stres dönemlerinde geçici olarak ortaya çıkabileceği gibi kaygının arttığı dönemlerde, belirsizlikle baş etmek zorlaştığında veya kişi uzun süredir tetikte yaşıyorsa da görülebilir.

Üstelik bu his her zaman düşünce şeklinde gelmez. Bazen insan “Neden böyle hissediyorum bilmiyorum ama içimde bir sıkıntı var” der. Kalp daha hızlı atabilir, kaslar gerilebilir, dikkat sürekli çevredeki olası sorunlara kayabilir.

Bu nedenle yaşanan şeyi yalnızca “fazla düşünüyorum” diye açıklamak çoğu zaman yetersiz kalır. Zihin ve beden, tehdit algısına birlikte tepki verir.

Kötü Bir Şey Olacakmış Gibi Hissetmek Ne Anlama Gelir?

Bu deneyim kişiden kişiye farklı olabilir.

Bir kişi zihninde sürekli olumsuz senaryolar kurarken bir başkası ne olacağını bilmeden yalnızca yoğun bir huzursuzluk hissedebilir. Bazı kişiler ise günlük hayatlarında her şey yolunda olsa bile rahatlamakta zorlandıklarını söyler.

Örneğin:

  • Telefon çaldığında kötü bir haber geleceğini düşünmek,
  • sevilen birinin geç cevap vermesini hemen olumsuz bir ihtimalle ilişkilendirmek,
  • sağlıkla ilgili küçük bir değişiklikte en kötü senaryoya gitmek,
  • gelecekle ilgili planlarda sürekli “Ya ters giderse?” diye düşünmek,
  • görünürde bir neden olmadığı halde sürekli tetikte hissetmek

bu deneyimin farklı biçimleri olabilir.

Ancak bunların yaşanması tek başına bir tanı anlamına gelmez. Benzer hisler yoğun stres, uyku düzensizliği, yaşam değişiklikleri, sağlık sorunları veya kişinin içinde bulunduğu başka koşullarla da ilişkili olabilir.

Bu nedenle önemli olan yalnızca hissin varlığı değil; ne kadar süredir devam ettiği, ne kadar yoğun olduğu ve kişinin günlük yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.

Sürekli Kötü Bir Şey Olacak Hissi Neden Ortaya Çıkabilir?

İnsan zihni belirsizlik karşısında geleceği tahmin etmeye çalışır. Bu aslında oldukça doğal bir özelliktir. Olası riskleri önceden fark etmek, günlük hayatta birçok durumda işe yarar.

Fakat tehdit arama sistemi gereğinden fazla aktif hale geldiğinde aynı mekanizma yorucu olabilir.

Zihin artık yalnızca gerçek riskleri değerlendirmek yerine:

“Bir şey gözümden kaçıyor olabilir mi?”

sorusuna sürekli cevap aramaya başlayabilir.

Bu hissin ortaya çıkmasında birden fazla psikolojik süreç rol oynayabilir.

Kaygı ve Beklenti Anksiyetesi

Kaygının önemli özelliklerinden biri, henüz gerçekleşmemiş olaylarla ilgili zihinsel ve bedensel hazırlığın başlamasıdır.

Bazen sorun şu anda yaşanan bir olaydan çok ileride kötü bir şey olabileceği ihtimalidir.

Buna zaman zaman beklenti anksiyetesi denir. Kişi gerçekleşmemiş bir olayın olası sonuçlarını tekrar tekrar düşünmeye başlayabilir.

Örneğin önemli bir görüşmeden önce:

“Ya kötü geçerse?”

diye düşünmek oldukça normaldir.

Ancak bu düşünce:

“Kesin kötü geçecek. Sonra işler daha da kötü olacak. Bununla baş edemeyeceğim.”

şeklinde ilerlediğinde kaygı giderek büyüyebilir.

Üstelik beklenti anksiyetesi yalnızca büyük olaylarla ilgili olmak zorunda değildir. Bazen kişi sıradan günlük durumlarda bile olumsuz bir gelişme beklemeye başlayabilir.

Bu noktada zihnin amacı çoğu zaman kişiyi hazırlamaktır. Fakat sürekli hazırlık halinde olmak, rahatlamayı zorlaştırabilir.

Felaketleştirme Düşünceleri

Kaygıyla birlikte görülebilen düşünme biçimlerinden biri felaketleştirmedir.

Felaketleştirme, olası sonuçlar arasında özellikle en olumsuz olanın zihinde büyümesi ve sanki gerçekleşme ihtimali çok yüksekmiş gibi değerlendirilmesidir.

Örneğin bir yakınınız mesajınıza cevap vermediğinde aklınıza birçok açıklama gelebilir:

“Telefonu sessizde olabilir.”

“İşi çıkmış olabilir.”

“Henüz görmemiş olabilir.”

Kaygı yükseldiğinde ise zihin doğrudan:

“Başına kötü bir şey gelmiş olabilir.”

ihtimaline takılabilir.

Burada önemli olan kişinin isteyerek olumsuz düşünmesi değildir. Kaygılı zihin çoğu zaman belirsizliği tehlike lehine yorumlamaya daha yatkın hale gelir.

Bu düşünceler sıklaştığında insan kendisini gelecekte yaşanabilecek olayları sürekli zihninde prova ederken bulabilir.

Fakat bir düşüncenin sık akla gelmesi, onun gerçekleşme ihtimalinin yüksek olduğu anlamına gelmez.

Bazen zihnin söylediği şey bir olasılık, bedenin verdiği tepki ise sanki o ihtimal çoktan gerçekleşmiş gibi güçlü olabilir.

Sürekli Tetikte Olma Hali

Bazı insanlar kaygıyı yoğun düşüncelerden çok sürekli bir alarm hali olarak yaşar.

Çevrede ne olup bittiğini sürekli kontrol etmek, insanların ses tonlarındaki küçük değişiklikleri fark etmek, beklenmedik seslere aşırı irkilmek veya rahat bir ortamda bile gevşeyememek buna eşlik edebilir.

Psikolojide bu tür aşırı tetikte olma hali için zaman zaman hipervijilans terimi kullanılır.

Gündelik dille anlatırsak:

Zihnin ve bedenin, ortada açık bir tehlike olmasa bile “Bir şey olabilir, dikkatli ol” konumunda kalmasıdır.

Bu durum uzun süre devam ettiğinde yorucu olabilir. Çünkü insan fiziksel olarak dinlense bile zihinsel olarak dinlenemeyebilir.

Kişi kendini sürekli çevresini tararken bulabilir:

“Bir sorun var mı?”

“Bir şey ters mi gidiyor?”

“Birinin davranışı değişti mi?”

“Gözden kaçırdığım bir şey olabilir mi?”

Bu kontrol kısa süreli olarak güven veriyor gibi görünse de bazı durumlarda tehdit arama alışkanlığını sürdürebilir.

Belirsizliğe Tahammülsüzlük

Geleceği tam olarak bilmemek herkes için zaman zaman rahatsız edicidir.

Fakat bazı insanlar için belirsizlik özellikle zorlayıcı olabilir.

Buradaki mesele yalnızca kötü bir şey olmasından korkmak değildir. Bazen asıl zor olan:

Ne olacağını bilmemektir.

Bu durumda kişi mümkün olduğunca çok bilgi toplamaya, başkalarından tekrar tekrar güvence almaya veya bütün ihtimalleri önceden düşünmeye çalışabilir.

Örneğin:

“Doktor sorun olmadığını söyledi ama emin miyiz?”

“Bana kızgın olmadığını söyledi ama gerçekten öyle mi?”

“Plan yaptık ama ya son anda bir şey çıkarsa?”

Bu tür düşünceler çoğu zaman kesinlik arayışını artırır.

Ancak hayatın birçok alanında yüzde yüz garanti mümkün değildir. Zihin buna rağmen kesinlik aramayı sürdürdükçe belirsizlik kaygısı daha görünür hale gelebilir.

Bu nedenle bazı insanlar için asıl güçlük belirsizliği ortadan kaldırmak değil, belirsizlik varken de günlük hayatlarına devam edebilmektir.

 

“Sürekli Düşünmek Neden Rahatlatmaz? | Ruminasyon” adlı yazıyı okumak için tıklayınız.

 

Bedenin Tehdit Sistemi Bu Histe Nasıl Rol Oynar?

Kaygı yalnızca zihinsel bir süreç değildir.

Beyin çevrede bir tehdit olabileceğini düşündüğünde beden de buna hazırlanabilir. Sinir sistemi uyanıklığı artırır, kalp atışı hızlanabilir, kaslar gerilebilir ve nefes alışverişi değişebilir.

Bu sistem gerçek bir tehlike karşısında oldukça işlevseldir.

Sorun, alarm sistemi ortada açık bir tehlike olmadığı durumlarda da sık sık devreye girdiğinde ortaya çıkabilir.

İlginç olan şudur: Bazen önce düşünce gelir ve beden tepki verir. Bazen ise kişi önce bedensel değişikliği fark eder ve ardından zihni bunu açıklamaya çalışır.

Örneğin kalbinizin hızlandığını fark ettiğinizde:

“Neden böyle oldum? Bir şey mi olacak?”

diye düşünmeye başlayabilirsiniz.

Bu düşünce kaygıyı artırabilir, artan kaygı kalp atışını daha da hızlandırabilir. Böylece beden ve düşünceler birbirini besleyen bir döngüye girebilir.

Kötü Bir Şey Olacak Hissine Eşlik Edebilen Fiziksel Belirtiler

Kaygının arttığı dönemlerde bazı kişilerde şu belirtiler görülebilir:

  • Kalp atışının hızlanması veya çarpıntı hissi
  • Nefesin hızlanması
  • Göğüs bölgesinde gerginlik
  • Kaslarda kasılma
  • Mide veya bağırsak rahatsızlıkları
  • Baş dönmesi veya sersemlik hissi
  • Terleme
  • Uykuya dalmakta zorlanma
  • Kolay irkilme
  • Dinlenirken bile gevşeyememe

Bu belirtilerin yalnızca anksiyeteye özgü olmadığını unutmamak gerekir.

Özellikle yeni başlayan, şiddetli, tekrarlayan veya tıbbi bir durumdan kaynaklanabileceğini düşündüren fiziksel belirtiler varsa yalnızca psikolojik bir açıklama yapmak yerine bir sağlık profesyoneli tarafından değerlendirilmesi uygun olabilir.

Kötü Bir Şey Olacakmış Gibi Hissetmek

Sürekli Kaygılı Hissetmek Günlük Hayatı Nasıl Etkileyebilir?

Kaygı sürekli hale geldiğinde yalnızca kişinin kendini huzursuz hissetmesine yol açmaz. Günlük yaşamın birçok alanını etkileyebilir.

Örneğin kişi karar vermeden önce aynı konuyu tekrar tekrar düşünebilir.

“Doğru karar mı?”

“Bir şeyi gözden kaçırdım mı?”

“Sonradan pişman olur muyum?”

Bu zihinsel kontrol süreci zaman içinde ciddi bir enerji tüketebilir.

Bazı kişiler sık sık çevresindekilerden güvence istemeye başlayabilir:

“Emin misin sorun yok?”

“Sence kötü bir şey olmaz değil mi?”

“Gerçekten bana kızmadın mı?”

Güvence almak kısa süreli rahatlatabilir. Ancak kısa süre sonra aynı şüphe yeniden ortaya çıkıyorsa kişi tekrar güvence arayabilir.

Sürekli kaygılı hissetmek ayrıca odaklanmayı, uyku düzenini, iş performansını, sosyal ilişkileri ve dinlenme kapasitesini de etkileyebilir.

İnsan fiziksel olarak boş zamanı olsa bile zihninde sürekli bir problem çözmeye çalışıyorsa gerçekten dinlenmek zorlaşabilir.

Bu His Geldiğinde Kendinize Nasıl Yaklaşabilirsiniz?

İlk hedefin bu hissi mümkün olduğunca hızlı biçimde ortadan kaldırmak olması gerekmez.

Bazen kaygıyla mücadele etmeye çalışmak, kişinin kendi içinde ikinci bir mücadele başlatmasına neden olabilir:

“Böyle hissetmemeliyim.”

“Neden yine böyle oldum?”

“Bunu hemen durdurmam lazım.”

Bunun yerine yaşanan şeyi biraz daha merakla gözlemlemek bazı kişiler için daha yardımcı olabilir.

Düşünce ile Gerçeği Ayırmaya Çalışmak

Kaygılı bir düşünce geldiğinde kendinize şunu sorabilirsiniz:

“Şu anda bildiğim bir gerçek mi var, yoksa zihnim olası bir senaryo mu üretiyor?”

Amaç düşünceyi zorla olumlu hale getirmek değildir.

“Kesin hiçbir şey olmayacak” demek de çoğu zaman mümkün değildir.

Daha dengeli yaklaşım şöyle olabilir:

“Zihnim şu anda kötü bir ihtimali düşünüyor. Bunun aklıma gelmesi, gerçekleşeceği anlamına gelmiyor.”

Bu küçük ayrım, düşünceyle gerçeklik arasına biraz mesafe koymaya yardımcı olabilir.

Bedensel Tepkiyi Fark Etmek

Bazen kaygıyla ilgili konuşurken yalnızca düşünceler üzerinde durulur. Oysa beden de sürecin önemli bir parçasıdır.

Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:

“Nefesimi tutuyor muyum?”

“Omuzlarım ne kadar gergin?”

“Çenemi sıkıyor muyum?”

“Şu an bedenimin hangi kısmında gerginlik hissediyorum?”

Burada amaç bedeni zorla gevşetmek değil, önce ne yaşandığını fark etmektir.

Bazı kişiler için dikkati birkaç dakika boyunca nefese, ayakların zemine temasına veya çevrede gerçekten bulunan nesnelere yöneltmek, zihnin gelecekteki senaryolardan mevcut ana dönmesini kolaylaştırabilir.

Belirsizliği Hemen Çözmeye Çalışmamak

Kaygı geldiğinde zihnin doğal eğilimlerinden biri bütün soruları hemen cevaplamaktır.

Fakat bazı soruların o anda kesin cevabı olmayabilir.

“Ya yarın kötü bir şey olursa?”

“Ya işler planladığım gibi gitmezse?”

Bu sorulara saatlerce düşünerek kesin cevap bulmak çoğu zaman mümkün değildir.

Bazen şu cümle daha gerçekçi olabilir:

“Şu an bunun cevabını bilmiyorum. Bilmemek rahatsız edici ama bunu hemen çözmek zorunda değilim.”

Belirsizliği sevmek zorunda değiliz. Ancak her belirsizliği ortadan kaldırmaya çalışmak yerine onun yarattığı rahatsızlığı bir miktar taşıyabilmek, kaygıyla ilişkimizin değişmesine yardımcı olabilir.

Ne Zaman Psikolojik Destek Düşünülmeli?

Zaman zaman gelecek hakkında kaygılanmak veya olumsuz ihtimalleri düşünmek insan deneyiminin normal bir parçasıdır.

Ancak sürekli kötü bir şey olacakmış gibi hissetmek uzun süredir devam ediyor ve hayatınızın önemli bir bölümünü kaplamaya başlıyorsa bunu tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz.

Özellikle:

  • Kaygı günün büyük bölümünü kaplıyorsa,
  • rahatlamak giderek zorlaşıyorsa,
  • uyku düzeniniz etkileniyorsa,
  • iş, okul veya günlük sorumluluklara odaklanmak zorlaşıyorsa,
  • ilişkilerinizde sürekli güvence aramaya başladıysanız,
  • bazı ortamlardan veya durumlardan kaygı nedeniyle kaçınıyorsanız,
  • fiziksel belirtiler sıklaşıyorsa,
  • zihniniz sürekli olumsuz senaryolar üretmekten yorulduysa

bir ruh sağlığı uzmanıyla görüşmeyi düşünebilirsiniz.

Psikolojik destek almak, yalnızca belirtiler çok ağırlaştığında başvurulabilecek bir seçenek değildir.

Terapi sürecinde kişinin ne zaman ve hangi durumlarda kaygısının yükseldiği, zihnin hangi senaryolara tekrar tekrar döndüğü, bedensel alarm sisteminin nasıl çalıştığı ve bu döngüyü sürdüren davranışların olup olmadığı birlikte incelenebilir.

Amaç kişinin hayatındaki bütün belirsizlikleri ortadan kaldırmak değildir. Daha çok, belirsizlik ve kaygı ortaya çıktığında bunlarla daha esnek bir ilişki kurabilmesine yardımcı olmaktır.

Sonuç: Kötü Bir Şey Olacak Hissi Her Zaman Aynı Anlama Gelmez

Kötü bir şey olacakmış gibi hissetmek bazen yoğun stresle, bazen kaygıyla, bazen felaketleştirme eğilimiyle, bazen belirsizliğin yarattığı rahatsızlıkla veya uzun süredir devam eden tetikte olma haliyle ilişkili olabilir.

Fakat herkes için tek bir açıklama yoktur.

Bu nedenle kendinize hemen:

“Bende kesin bir sorun var.”

demek yerine şu sorular daha yararlı olabilir:

Bu his ne zaman ortaya çıkıyor?

Hangi durumlarda artıyor?

Zihnim neyi önlemeye veya kontrol etmeye çalışıyor?

Bu durum günlük hayatımı ne kadar etkiliyor?

Bazen kaygı gelecekte gerçekten ne olacağını söylemez. Daha çok, zihnin ve bedenin şu anda ne kadar tehdit hissettiğini gösterir.

Ve bu alarm hali uzun süredir hayatınızı daraltıyorsa, yaşadığınız süreci bir uzmanla birlikte anlamlandırmak uygun bir sonraki adım olabilir.

Siz de bir adım atmak istiyorsanız bireysel danışmanlık ve randevu hakkında bilgi alın →