Kayıp ve Yas: Kalbin Sessizce Konuştuğu Zamanlar
“Yas, sevginin bedelidir.”
Queen Elizabeth II (ve bu söz, psikolojinin diliyle de derinden örtüşür.)
Birini kaybettiğinizde, yalnızca bir insanı değil; onunla birlikte bir zamanı, bir hayali, bir güven duygusunu da kaybedersiniz. Ve çoğu zaman bu kaybın adı bile konulamaz:
“İyiyim” dersiniz, ama içten içe eksik hissedersiniz.
Hayat devam ediyordur, ama siz duraksamışsınızdır.
Gülümseyebilirsiniz, ama içinizden hiçbir şey geçmiyordur.
Sigmund Freud, yası “kayıpla başa çıkma süreci” olarak tanımlar.
Ancak bu süreç, herkes için farklıdır. Zamanı, biçimi, acının dili kişiye özgüdür. Ve çoğu zaman çevre, yasın hızla geçmesini beklerken, kişi iç dünyasında hâlâ kayıpla baş başadır.
Psikoterapi sürecinde:
✔ Kaybın sizde bıraktığı duygusal izleri güvenli bir alanda keşfedebilir,
✔ Bastırılmış acılarla yavaş yavaş temasa geçebilir,
✔ Yas sürecini sağlıklı bir şekilde tamamlamanıza yardımcı olabiliriz.
Elisabeth Kübler-Ross’un yas evreleri modeli, kaybın inkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme gibi aşamalardan geçebileceğini söyler. Ama bu evreler hep sırayla ilerlemez. Bazen aynı anda birkaç duyguyu birlikte yaşarız. İşte bu karmaşa içinde yol bulmak, bazen bir profesyonelin eşliğiyle mümkün olur.
Carl Jung’un dediği gibi:
“Acıdan kaçmak yerine, ona kulak verirsek dönüşüm başlar.”
Eğer:
- Yakın zamanda bir kayıp yaşadıysanız,
- Zaman geçmesine rağmen hâlâ içsel boşluk hissediyorsanız,
- Gözyaşlarınızı tutamıyor ya da hiç ağlayamıyorsanız,
- “Artık devam edemem” duygusu ağır basıyorsa…
Yasınızı tutmak için bir alana ihtiyacınız olabilir.
Unutmayın: Yas, zayıflık değil; sevmenin bir uzantısıdır. Ve iyileşmek, bazen önce o sevgiyi onurlandırmakla başlar.
Güvenli bir eşlik, en derin sessizliklerde bile şefkat yaratabilir.
Randevu almak için RANDEVU AL formu üzerinden ulaşabilirsiniz.
Detaylı bilgi almak için İLETİŞİM formu üzerinden iletişime geçebilirsiniz.
